so to speak

Definition

used to explain that what you are saying is not to be understood exactly as stated

In that relationship it’s very much Lorna who wears the trousers, so to speak (= Lorna makes all the important decisions).

0 notes

stranger danger it s true : yabancılar tehlikeli evet

0 notes

party like a rock star : babalar gibi eğlenelim!

have some self respect : kendine biraz saygın olsun

something terrible happened.çok kötü bir şey oldu 

0 notes

like for like - ekşisözlük

like for like

  1. ingilizcede; geçen yılın benzer aksiyonları göz önünde bulundurularak yapılan karşılaştırmaya verilen addır.

    genellikle satış departmanında kullanılır. örneğin; like for like growth’a bakarken aynı ürün/kalemler için bu yıl yapılan yeni aksiyonları gözlem dışı bırakıp geçen yıl yapılanlarla aynı aksiyonları göz önüne aldığımızda satışlardaki artışa bakmamız gerekir ki; bu yıl yapılan çalışmaların etkisini dışarda tutarak geçen yıla göre nasıl bir büyüme/küçülme yaşanmış onu gözlemleyebilelim. renault megane satışlarındaki like for like growth’ta bu yıl ilk kez yapılan reklam ve promosyon kampanyaları bağlam dışı tutularak; geçen yıl da yapılmış olan bahar kampanyası, yılbaşı indirimi vs. aksiyonlar incelemeye dahil edilmelidir gibi…

    kaynak: http://www.investopedia.com/…l/likeforlikesales.asp
    (kruvazor, 12.10.2010 01:30)
  2. türkçedeki sapla samanı karıştırmak deyiminin zıt anlamlısıdır. elmalarla elmaları karşılaştırmak gerektiğini söyler.
    like with like olarak da kullanılır.
    (smooth and mellow, 02.11.2011 03:23)

0 notes

on the US soil.

amerika toprakları üzerinde.

Soil : toprak-arazi ama bi de leke-kir 

0 notes

stupido alejandro

Notes

triumph and disaster,  zafer ve felaket
friends and enemies,   dost ve düşman

0 notes

exploitative : sömürücü

0 notes

MNCs from the cradle to the grave 

Beşikten mezara çok uluslu şirketler

triggers : tetikleyen faktörler 
trigger : neden olmak tetiklemek

misuse : kötüye kullanmak

0 notes

ihtiyari

Discretionary : isteğe bağlı

0 notes

fatigue : yorgunluk

racist : ırkçı

 permanent : kalıcı, daimi

 withdrawal : çekilme, vazgeçme

lessen : azaltmak / less 

 disruptive : yıkıcı, bozucu, parçalayıcı

0 notes

to harbor : barındırmak
Typically harboring a large and diverse workforce 


peculiar : özel, özgün, has (aynı zamanda tuhaf da demek olabiliyor.)
 
A peculiar type of organization  that crosses many divides..

crucial : çok önemli
Human behavior is crucial (at least) for firm performance 


vivid : canlı parlak 
 
At work people make vivid social experiences
 
0 notes

Managers


the people who oversee the activities of others and who are responsible for attaining goals in these organizations are managers (although they’re sometimes called administrators, especially in not-for-profit organizations).


consciously : bilinçli olarak, kasti, bile bile

0 notes

OB

devote : ayırmak

     contemporary : çağdaş
 
 inherent : doğal

 

Notes

DuPont

arbitrated : çekişmeli

correspondence : yazışma

disputes : anlaşmazlıklar

glut : tıka basa doldurmak - tokluk

relent : acımak, yumuşamak, merhamet etmek

0 notes